Hikayeler

08 May 2021

Amatör İnsan

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Amatör İnsan

Amatör İnsan yine masasının altında bir sonraki günden kaçıyordu. Biliyordu, yarın uyanması gerekecekti. Ve kalkması lazımdı, üstünü değiştirmezse olmazdı. Kum saatini ters çevirecekti. Kirli mutfakla karşılaşıp iç çektikten sonra kollarını sıvayacak ve en sevdiği şarkıyı mırıldanırken kafasında canlandırdığı anıya misafir olacaktı. Uzun zamandır görmediği, hayatlarındaki yeniliklerden hiç haberdar olmadığı arkadaşlarının seslerini hatırlayıp hatırlamadığını öğrenmek için hayali diyaloglar oluşturacaktı. Biri ona en sevdiği rengi soracaktı. Amatör İnsan da duraksayacaktı. “Herhalde biri sana bu soruyu sormadan, en sevdiğin rengin ne olduğunu bilemiyorsun.” Düşünecekti. “Şimdi renkleri kafamdan geçirince, hiçbirine taç yakıştıramıyorum. Bir anda değersiz çakıl taşlarına dönüşüyorlar.”

“En sevdiğin çakıl taşı hangisi öyleyse?”

“Ne yapmaya çalıştığını biliyorum.”

Aslında bilmiyordu. Zaten o Amatör İnsan’dı, bilmesi beklenemezdi ki. Gerçi, bir şeylerden haberdarmış gibi davranma konusunda oldukça becerikliydi. Bir şeyler hissediyor gibi gözükme konusunda da pek yetenekliydi. Ama aslında sadece etrafındaki profesyonel insanları taklit ediyordu. Çatal bıçak tutma şekillerine bakıp parmaklarının duruşunu düzeltiyordu. Diğer insanların kaç saniyede bir gözlerini kırptığını ölçüyordu. Birilerinin yağmurdan kaçtığını görünce, ne yapsın, o da kaçıyordu.

08 Nisan 2021

Insomnia ve unuttuğum bir şeyler

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Insomnia ve unuttuğum bir şeyler

Insomnia hayatı çok enteresan kılıyor. Onu sevmediğimi söylüyorum ama… Hayır, bundan eminim. Onu sevmiyorum ve tüm kalbimle ondan kurtulmayı isterim. Ama, ama, bazen aklıma normalde hiç düşmeyecek fikirler düşürdüğü doğru. Hatta, fikirlerin ötesinde, derinlerde bir yere gömmüş olduğum gereksiz hatıraları da tekrar gün yüzüne çıkartıyor.

Bu hatıralar, normal bir insan olarak normal bir şehirde yaşarken işime hiç yaramayacak türden hatıralar. Herhangi bir diyalogda kullanılmaları yerinde olmaz. Uygunsuz da olmaz. Yalnızca, lüzumsuz olur. Ve Insomnia olmasa, bu zavallıcıkları ancak yaşlandığımda, değer verdiklerimin değeri azaldığında ve tek umursadığım elimdeki kumandanın düğmelerinin beni hangi kanala yönlendireceği konusu olduğunda, sıkıldığım bir öğle sonrası balkondaki çiçeklerime su vermeden evvel ibriği doldururken hatırlardım. Şöyle bir gülümsedikten sonra -tıpkı oğlumun devamlı hatırlatmasına rağmen unuttuğum ilaç saati gibi- tekrar unuturdum. Bu sefer derinlerde bir yere gömülmezdi, hayır. Yok olurdu. Hiç var olmamış gibi hem de.

05 Nisan 2021

Düşüncelerin yediği firavun

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Düşüncelerin yediği firavun

Her bilinçli bireyin mumyalama işlemi hakkında bilgi sahibi olduğundan neredeyse eminim. Neredeyse diyorum çünkü geçen gün bir bankta otobüs beklerken sohbet ettiğim bankacı beyefendi mumyalama işlemini tamamen yanlış anlamıştı. “Ben de isterim, bir mumya olmak. O zaman yakışıklı yüzüm binlerce yıl biçimini korur.” demişti. Topu topu iki saçma cümle kurmuştu ama nasıl olduysa sinirlerim gerilmişti bile. “Biliyorsunuz, bu oldukça riskli bir iş.” diyerek gözlerinden yayılan huzursuzluk verici parıltıyı söndürmeye uğraşmış, ama bunun yerine dudaklarının sinsi bir şekilde kıvrılmasına sebebiyet vermiştim. “Nasıl? Neden? Yıllar boyunca sevme ve sevilme gibi duygular için kendimi yormadan, para kazanma derdiyle kıvranmadan var olmak bir rüya gibi geliyor bana. İç organlarım olmayacağından ne ıspanak sindireceğim, ne de tatsız duyguları. Bundan daha güzel bir ölümden sonra dinlenme biçimi aklıma gelmiyor. Gerçi sen, küçük bir kızsın. Anlayacağını sanmıyorum.”

Onu şöyle bir süzdüğümü hatırlıyorum. “Acaba şimdi dudaklarımı aralayıp ona bir şeyler anlatsam anlar mı? Yoksa boşu boşuna kendimi yoracak mıyım? Ona Düşünceli Firavun’dan bahsetmeli miyim?” Bakışlarımı saatime indirdim. “Kulaklıklarımı bileğime sarıp çıksaydım keşke. Böylece holdeki ayakkabılığın üstünde unutmazdım. Şimdi on dakika boyunca ölüm sessizliğine gömülmek zorundayım. Düşünceli Firavun’dan bahsetmezsem tabii… Bilemiyorum. Aman, anlatayım, en fazla anlamaz!”

04 Mart 2021

Geleceği gören plak

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Geleceği gören plak

Şimdiye kadar ona en uzun süre bakmış kişi Bob Dylan’dı. Hard Rain kapağındaki sert bakışlarıyla komodininde durduğu genci incelerdi. Sabah akşam demeden, dudaklarını hep bir şey söyleyecekmiş gibi aralık tutardı. Kimileri onun bu halini huzursuz edici bulurdu, kimilerinin tüyleri ürperirdi. Kimileri ise bu plağı diğerlerinin arkasına yerleştirirdi. Böylelikle sorgulayıcı bakışlardan kaçar ve yeni cümleler duymaya olan meraklarını bastırırlardı. Ama komodinin sahibi genç onu her yerde izleyen bu gözlerden çekinmiyordu. Başta, plağın kapağında ellerini ilk gezdirdiğinde yani, içi azıcık da olsa titremişti. Bob Dylan’ın bakışlarının erişemediği bir yer var mı diye epey araştırma yapmıştı. Ama tavana da çıksa, yorganının altına da saklansa, takip edilme hissi yakasından düşmüyordu. Sanki Bob, onun nereye gideceğini önceden tahmin ediyordu. Bir şekilde, sanki, geleceği görüyordu.

16 Şubat 2021

Bir masa örtüsünü sevindirmek

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Bir masa örtüsünü sevindirmek

Glen Hansard’dan Lies’ı dinliyor, bir yandan da mutfağı topluyordum. Saat sabah 4 idi. Ve ben hiç olmadığım kadar enerjiktim. Uyumayalı epey oluyordu, yani yakın zamanda uyanmamıştım. Rüya görmemiş ve düşecek gibi hissetmemiştim. Yastığımın üstü soğumuş, yorganım kendi kendine ütülenmişti. Kedim benden çok uyuyordu. Üstelik o uyumamasıyla ünlüydü.

Boynumu ovmadan bulaşık yıkamaya başlayamıyordum. Sanki orada bana her şeyin iyi olacağını ve dayanmamı söyleyen bir nokta vardı. Ne zaman rahatsız hissetsem boynumu ovardım, evet. Bunu geçen aylarda fark ettim. Söyleyecek bir şey bulamadığımda elimin saç köklerimi çekiştirdiğini... Parmaklarımın tişörtümün yakalarında gezindiğini yani…

Kendime dair bu ilginç özelliği öğrendiğimde, bir tikim olduğunu bilmiyordum, oldukça hüzünlü hissettim. Bunu tek başıma öğrendiğim için kederliydim. Keşke biri bana, “Galiba iyi hissetmediğinde boynunu ovuyorsun.” deseydi. Böylece dikkate değer bir kimse olduğumu hissederdim. “Hiç fark etmedim.” derdim. O da “İmkânsız, hep yapıyorsun!” diye yanıtlardı. O günden sonra da, elimi kaldıracak gibi olduğumda konuyu değiştirirdi. Bana Totoro çizgi filminden ve kılcal damarlardan bahsedilmemesi gerektiğini bilirdi.

15 Şubat 2021

Selamlaşmayı beceremeyen Kız

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Selamlaşmayı beceremeyen Kız

11 Aralık 1992’de bir sürü, bir sürü bebek dünyaya geldi. Bunlardan birinin adı Selin’di ve gözlerini ilk defa açtığında gördüğü manzara, annesinin ona olan şefkatli bakışlarıydı. Bir başkasının adı Mete idi. Oldukça varlıklı bir hanımefendinin kucağındaydı ve ona giydirilen kıyafetin fiyatı tam olarak 357 liraydı. Sonra, Ceren vardı. Sevimli bir kızcağızdı, babasını gördüğü an kahkahayı basmıştı. Gemi vardı, ismi enteresandı, ama ailesi kadar değil. Annesinin saçları kanişleri andırıyordu, yanda onları gözetleyen anneannesi ise daha çok bir buldogdu. Tuhaf bir aileydi, alışılmadık… Ama mutluydular hep gülümseyip kahkaha atarlardı.

11 Aralık 1992’de bir sürü, bir sürü insan öldü. Mesela, Bahar vardı. Genç bir kadındı, daha yirmilerinde, pazardan dönerken araba çarptığından günlerce almak için para biriktirdiği ananası yiyememişti. Sonra… Adnan vardı. Yaşlı bir adamdı, çok esprili! Hep takım elbise giyer, kravatını kendisi bağlardı. Ama öldü işte o gün, durup dururken öldü. Zehra’nın iki güzel kızı vardı ama kendisini pek beğenmiyordu. Nedendir bilinmez, kolye takmak yerine boynuna bulduğu bir halatı dolayıverdi. Hoş değildi, şık durmadı. Ama öldü. 11 Aralık 1992’de hem de.

Kız da işte, 11 Aralık 1992’de doğdu. Ve öldü. Ama yaşadı da!

Biraz karmaşık bir durum.

 

 

09 Şubat 2021

Belki, bilmiyorum

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Belki, bilmiyorum

Boş boş duvara baktığım fark edilmesin diye elime rastgele bir kitap aldım. Çünkü bilirsiniz, duvara bakmak oldukça endişe verici bir şeydir. Otobüs beklerken önünüzdeki kaldırımı izlerseniz hiçbir sorun olmaz, metroda karşınızda duran siyah camı incelerseniz kimse gelip de size laf etmez, dersten sıkılıp da sıranızın köşesini karalamaya başlamanız oldukça normaldir. Ama… ama duvara bakmak, uygun değil. Bu, kesinlikle düşüncelere daldığınız anlamına geliyor. Endişe verici, tüyler ürpertici!

Elimdeki kişisel gelişim kitabının cümlelerinde dolanan gözlerim sonunda pes etti ve kapandı. Başımı yandaki masaya yasladım. Ve kısa bir süre sonra ellerimin, bacaklarımın (bütün uzuvlarımı saymama lüzum var mı?) sallandığını, belki de daha çok titrediğini hissettim. Gidip geliyordu, bir oraya, bir buraya… Neyse ki kimse fark etmedi, çünkü duvara bakmıyordum. Duvara baksaydım, bu hiç iyi olmazdı.

16 Ocak 2021

Geceyi Neden Sevdiğini Bilmeyen Biri

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Geceyi Neden Sevdiğini Bilmeyen Biri

Ve bana geceyi neden sevdiğimi sordu. Yüzünde hafif bir küçümseme, ama ondan daha çok merak vardı. Sanki öğrenmeyi iple çektiği bir şeyi hiç de önemsemiyormuş gibi davranıyordu. Ayağını yere sürterek çıkarttığı sesle utancını saklayabileceğini sanıyordu. Oysa yüzü hemen karşımda, kızarmış duruyordu. Ayakları ise yerdeydi, bir oraya bir buraya gidiyordu. Bu hareketin onu niçin rahatlattığını anlamasam da paltoma gömülüp derin bir iç çektim. Aydınlık gökyüzünden elmacık kemiklerime doğru esen rüzgâr rimeli fazla çektiğim gözlerimi kısmama sebep oldu. Böylece gözaltlarıma hafif bir siyahlık geldi. Sanki hemen üstümdeki bulut geceden bahsedeceğimi öngörmüştü, sırf bu yüzden güneşin önüne geçmişti. Pantolonum pijama altlarını taklit edercesine genişlemiş, rahatlamıştı. Göz kapaklarıma bir hafiflik gelmişti, sanki. Sanki diyorum çünkü, tıpkı gece vaktinde olduğu gibi dünya hem apaçık hem de kapkaranlık bir hale bürünmüştü. Gördüğüm gölgelerden korkmalı mıyım yoksa onların aslında kapıya astığım ceket ve çantalar olduğunu mu fark edeceğim… Kim bilir? Geceleri pek bir şeyler bilinmez bence. 

25 Kasım 2020

Günlük Kısa (Çok Kısa) Hikâyeler

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Günlük Kısa (Çok Kısa) Hikâyeler

 

 

 

15 Ekim 2019

Bir Dakika

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Bir Dakika

 Mumbai’nin o günkü sıcak ve bunaltıcı havasında dışarı çıkmanın Çin işkencesinden hiçbir farkı yoktu. Tabii buzdolabınız boş olunca işler biraz değişiyor. Hayatın hızlı akışında eriyip giden insanların arasından zar zor sıyrılan Adam, kendini gördüğü ilk markete attı ve bin dört yüz otuz yedi yıllık klimadan gelen havayı içine çekti. Hiç yoktan iyiydi değil mi? Mesela bomboş evinde bir muz parçası dahi olsa dışarı çıkma sefaleti ortadan kalkardı. Ama yoktu işte… O aptal kediyle neden yemeğini paylaşmıştı sanki?

29 Ağustos 2020

Ölüm Dükkânı

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Ölüm Dükkânı

Bir gün bir adam yolda yürürken

Ölüm kıyafetleri satan bir dükkân görmüş ve içeri girmiş.

27 Ağustos 2020

Güçlü Bir Kadın

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Güçlü Bir Kadın

Gecenin karanlığında ve Mart’ın sonunda,

Salonun bunaltıcı havası dalga dalga boynuna hücum edip midesini bulandırırken,

Kadın yavaş adımlarla balkona gidip kapısını ardına kadar açtı.

Çok geçmeden ayakları, buz gibi zeminin en kenarına kadar kaymıştı.

06 Temmuz 2020

Kolomb Olmasaydı

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Kolomb Olmasaydı

1492

Hafif esintili bir gecede, Kristof Kolomb aceleyle günlüğüne bir şeyler karalarken, az evvel koyu mavi gökyüzünü seyrederken gördüğü kendisini hayrete düşüren cisimleri düşünüyordu. Parlak ışıklar bomboş semada birbirlerine çarpmıştı ve tıpkı görkemli bir havai fişek gibi etrafa göz kamaştırıcı çizgiler bırakarak havaya karışmıştı. Kolomb kibirli bir adamdı ve öyle hemen galeyana gelmezdi. Ama o cisimler gözlerinin önünden bir türlü gitmiyordu, hayallerine sığmayacak parlaklıktaki ışık huzmelerini bir daha asla unutabileceğini sanmıyordu. Haklıydı da. Bermuda’ya yakın bir mesafede ilerleyen gemileri bilinmeyen bir nedenle durdu ve yavaş yavaş, Kolomb’un saçları panikten aklaşıncaya dek, titizlikle okyanusun derin sularına gömüldü. Ve bizler, o günlükleri hiç görmedik. Ve Kolomb son nefesini verirken gözlerinde o ışık huzmelerinin yansıması dans ediyordu.

08 Temmuz 2020

Tuhaf Bir Gün

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Tuhaf Bir Gün

İnsanlar evlerine kapanmış, pencerelerine burunlarını dayayıp bir zamanlar dışarıda olmak ne demekti hayal etmeye çalışırken daha önce yeterince dikkat etmedikleri değerli şeyleri hatırlıyorlar. Kimisi her gün bindiği otobüste tutunduğu soğuk direği, kimisi okuluna girdiğinde görüp incelemeden geçtiği o silik tablonun mor çerçevesini hatırlıyor. Evlerindeki susuzluktan ölmek üzere olan çiçeklere hafifçe dokunup, bir dağ yolunda yürürken bacaklarına değen o uzun ve adını kimsenin bilmediği çirkin bitkileri anıyorlar... Geçerken selam verilmeyen tüm o ihtiyarlar ve konuşurken güneş gözlüğü çıkarma nezaketi gösterilmeyen saygıdeğer kimseler… hepsi yavaş yavaş fark ediliyor. Gözlerinin şeklini kafamızda canlandırmaya çalışıyoruz değil mi? Her gün sevdiğimiz o kedinin tüyleri ne renkti? Tüm bu yanından geçip gittiğimiz ayrıntılar bir bir zihnimize doluşup dışarıdaki rüzgârı içimize taşıyor.

Fakat sevgili okur,

hiç kimse,

hiç kimse size şimdi bahsedeceğim arkadaşımın yokluğunu fark etmiyor.

24 Ağustos 2020

Bir Yumurta Tutucusunun İntiharı

Kategori: Hikayeler

Fatma Albayrak

Bir Yumurta Tutucusunun İntiharı

Salı sabahı Albayrak ailesinin mutfağı Yumurta Tutucusu’nun intiharıyla sarsıldı. Tabaklar, çanaklar, tencereler, tavalar… tüm mutfak gereçleri zangır zangır titriyor, bu trajediye sebep olan durumu merak ediyordu. Çünkü Yumurta Tutucusu oldukça sessiz bir genç olarak bilinirdi. Tartışmalara karışmaz, hep kenarda köşede otururdu. Kullanışlı değildi, boş bulunup alınmıştı işte. Atsan atılmaz satsan satılmazdı. Albayrak ailesi ona nadiren -dolapların en kuytu köşelerinde- rastlardı. Gerçi eğri oturup doğru konuşmak gerek! Evin küçük kızı Fatma bulduğu her fırsatta bu yumurta tutucusunu kullanırdı. Fakat kendisi çok yemek seçtiğinden, yumurta haşladığı zamanlar azdı. Neyse ki on bir aylık depresyon döneminden sonra yumurta tutucusunun iple çektiği Ramazan gelirdi. Kendisi pek sevinirdi buna. Her sahurda mutlaka yumurta haşlanırdı çünkü.

[12  >>